TÜRKİYE’de görüşleri, analizleri, tercihleri, davranışları yanlış çıksa da analarından haklı doğmuşçasına; hiç hata yapmadıklarını, toplumu yanlış yönlendirip aldatmadıklarını, olsa olsa karşı tarafın kendilerini kandırdığını ve aldatıldığını düşünen bir kesim var.
İlginç tarafı yönlendirdikleri kitleyi de kendilerine benzettiler. Onlar da yanlış çıkan tercihlerinden, görüş ve analizlerinden hiç şüphe etmiyorlar.
Kitleyi bu şekilde yönlendirenler bir süre sonra o kitle psikolojisinin esiri haline de geliyorlar. Kitlenin duymak istediği şeylerin dışında hiçbir şey söyleyemiyorlar.
Yıllardır bir cümle kurarım: “Bana bir yalan söyle yeter ki işime yarasın…”
Yani yalan ve dezenformasyon sadece söyleyenin bunu üretme sebeplerinden kaynaklanmıyor, bunu talep edenlerin ihtiyacını gidermek için de üretiliyor.
Yalan üretmek değil, kesintisiz bunu talep eden ve bu yalana bağımlı hale getirdikleri bir kitleyi yaratmış olmaları belki de en büyük “başarıları”.
Yazarı, çizeri, oyuncusu, medyacısı, şarkıcısı, stand-up’çısı kitlenin üzerinde CHP yönetiminden bile etkilidir. Hatta CHP yönetimini bile yönetirler.
CHP yönetimi onlardan, onlar CHP yönetiminden her ikisi de kitleyi yönetmekten, kitle ise onları yönettiğini düşünmekten mutludur!
Bir soru, bir görüş, bir tutum ile bu taşlaşmış görüş ve yapının çatlamasına değil sarsılmasına bile itiraz ederler. Çünkü en küçük sarsıntıda benliklerini ele geçiren dogmaların duvar gibi yıkılıp altında kalmaktan korkarlar. O yüzden o sarsıntıyı doğuracak en küçük şüpheden bile uzak dururlar. Şüphe edebilecek kişiyi de anında linç edip etkisiz hale getirirler.
MUHARREM İNCE LİNCİ
Hatırlayacaksınız, şimdi CHP’de olan Muharrem İnce 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olduğunda yine bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na “hain Kemal” diyen kesimler tarafından linç edilmişti. Sahte banka dekontları, sahte porno görüntüleri ile linç edilen Muharrem İnce sonunda pes edip adaylıktan çekildi. Birinci turda seçim pusulasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan ile birlikte Muharrem İnce’nin ismi, resmi yer aldı. Ama seçmen sandığa gittiğinde ikinci sıradaki Muharrem İnce’ye oy basamadı, çünkü İnce linç kampanyasıyla adaylıktan çekilmişti.
O günlerde “yüzde 60 ile kazanacak aday”, “Pirom” dedikleri Kılıçdaroğlu seçimi kaybedince, aynı kitle ikinci turun yapıldığı 28 Mayıs 2023’ün ertesi günü 29 Mayıs’ta “değişim” videosu çeken İmamoğlu’nun peşine takıldı. 2023’te yere göğe koyamadıkları Kılıçdaroğlu, 3-4 Kasım 2023’te yapılan şaibeli kurultayda koltuğunu kaybedince gözden düşürüldü.
İmamoğlu, yolsuzluk ve rüşvet paralarıyla CHP yönetimini ele geçirip başına Özgür Özel’i getirince hem yandaşlar hem kitle “değişimci” oldu. Aynı kitle, 19 Mart 2025’te İBB operasyonlarıyla birlikte İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvetini savunur hale getirildi.
21 Mayıs 2026 günü Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin CHP yönetiminin şaibeli bir şekilde yolsuzlukla ele geçirildiğine dair tespiti sonrası da unutulan Kılıçdaroğlu hakkında “hain Kemal” kampanyası başlatıldı. Ardından, “Kılıçdaroğlu hepimizi aldattı, kandırdı” mesajları aldı başını gitti. İmamoğlu ve Özgür Özel’in peşine takılanlar ve bu kitleyi yönetenler her beraber, “Hain Kemal bizi aldattı, bizi kandırdı” diyerek kendilerini temize çıkardı.
LİNÇ KORKUSU İTİRAFI
Ardından Haluk Levent rezaleti patladı. 6 Şubat depremi sırasında, FETÖ’cülerin başlattığı “Devlet yak, Ahbap var” var kampanyasının bilmeyerek de olsa moderatörlüğünü yapanlar ve bunların peşine takılanlar hep bir ağızdan Haluk Levent’i linç etmeye başladı. Özellikle savcılığın bilgisine başvurduğu ünlüler, “Haluk Levent bizi de kandırmış, şikâyetçiyiz” diyerek yine üste çıkıyor.
Kendisi bir kuruş para vermemiş olanlar Haluk Levent’in yardımseverlerden topladığı ve depremzedelere ulaşmayan 4.5 milyar TL’nin borsada çarçur edilmesinden, bahis oynanmasından kendilerine pay çıkarmıyorlar.
Haluk Levent’in geçmişini bilenlerse, “düzelmiştir” diye destek olduklarını söylüyorlar.
Haluk Levent o tarihte siyasi iktidara karşı en kullanışlı aparattı bunu hepsi biliyor; Kızılay’a, AFAD’a değil de yardımların AHBAP’a yapılması kampanyası da bundan kaynaklanıyordu.
Öte yandan, AHBAP’a ve Haluk Levent’e dair en küçük şüphe ifadesinin linç ile itibar suikastı ile sonuçlanacağını da biliyorlardı.
Aslında hepsi yarattıkları canavarın korkusu altındaydı.
Bu konuda en önemli itiraf şimdi aynı soruşturmada tutuklu olan YouTube yayıncısı Oğuzhan Uğur’dan geldi. Daha önce Haluk Levent’i eleştiren şarkıcı Atilla Taş’ı Levent’in tutuklanmasından sonra arayan Oğuzhan Uğur, “Abi biz Haluk Levent’in bazı yanlışlarını gördük 2023’te ilişkimizi kestik. Ama ben cesaret edemedim senin gibi, linç gelir diye, dokunulmazdı biliyorsun” demişti.
6 Şubat deprem sürecinde değil Haluk Levent ve AHBAP Derneği’ne yönelik operasyona kadar bu dokunulmazlık devam etti. Öyle bir dokunulmazlık ki 12 Temmuz’da AHBAP Derneği’ne yapılan operasyondan önce bile Haluk Levent’i ve AHBAP Derneği’ni eleştirseniz kaçınılmaz biçimde linç edileceğiniz gibi, operasyon ve Haluk Levent’in tutuklanması, ‘hedef gösterdi’ diye eleştiri yapanlara mal edilirdi.
NE ZAMAN UYANACAKLAR
Yani bu kitle ve bu kitleyi yönetenler hem Kılıçdaroğlu hem de Haluk Levent konusunda “yanıltılmış, kandırılmış hatta korkmuşlardı”.
Şimdi aynı kitle yolsuzluk ve rüşvetten yargılanan İmamoğlu ile onun siyasi yapılanması Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’nin peşinde. Aynı kitle yine aynı isimler tarafından yönlendiriliyor.
Fransız sosyolog 1895 yılında yayımlanan “Kitlelerin psikolojisi” kitabında kitle psikolojini şöyle tarif ediyor: “Bireylerin bir topluluk içinde yer aldıkları bireysel akıl ve iradelerini yitirerek ortak duygu, düşünce ve davranış biçimini benimsemesi…”
Buna bir de aynı kitle tarafından linç edilme korkusu eklenince ortaya bu tablo çıkıyor. Bakalım bu kitle ne zaman “Özgür İmamoğlu” ve yaptıkları konusunda uyanacak ve bir gün “Bizi kandırdılar” diyecek, onları uyandıracak o akıl ne zaman ortaya çıkacak? Nedim Şener / Hürriyet gazetesi



