Radyodaki ekonomi programı

Radyodaki ekonomi programı

Sevgili oğlumun paramparça ettiği kulaklığı bir süre daha kullanabilmek için birkaç ay direndikten sonra nihayet başarıp yeni bir kulaklık alabildim.
Genelde müzik özellikle türkü dinlediğim radyoları karıştırdım her zamanki gibi. Bir zamanlar bağlama çalmış biri olarak türkü dinlemek beni eskide kalmış hatıralara götürür hep; amma velakin bugün Cnntürk Radyo’da lojistik merkezli bir ekonomi programına kulaklarım takıldı. Aslında hepimizin az çok haberlerden izlediği veya medyadan okuduğu konulardı konuşulanlar: Dünyada taşımacılık işleri en çok kara yollarında maliyetliymiş, en az maliyet deniz yollarında imiş. Hava limanları mutlaka deniz limanlarıyla birleştirilmeliymiş; fakat her ne şekilde olursa olsun taşımacılık hep maliyetli bir sektörmüş ve dünyada bunu daha ucuz hale getirmenin yolları aranıyormuş. Bunun sonucu olarak da yeraltı borularıyla enerji taşımacılığı daha iyi bir alternatif olarak öne çıkıyormuş. Burda da en öne çıkan şey uluslararası siyasetmiş. Özellikle Amerikan yaptırımlarına karşı birbirine son yıllarda daha fazla yaklaşan Çin, İran, Rusya arasında, Amerika’ya karşı adeta bir ” ticaret savaşı işbirliği” söz konusuymuş. Eskiden ideolojik anlamda yürüyen savaşlar şimdi tamamen ticari alanda cereyan ediyormuş. Amerika İran’a ait deniz yolu taşımacılığı yapan 200 kadar şirkete ambargo uyguluyormuş. Bu durum İran Rusya ve Çin’i birbirine daha çok yaklaştıracakmış. Ayrıca komşumuzda bir sıkıntı varsa, bize ne, diyemezmişiz. Örnek olarak İran’ın en çok petrol sattığı ülke Çin imiş. Biz de Çin’de tam veya yarı işlenmiş ürün alıyor ve Almanya’ya satıyormuşuz. Dolayısıyla ekonomi ve ticarette bütün ülkeler aynı trenin vagonları gibi birbirine bağlıymış.
Aslında bildiğim şeyleri neden bu kadar dikkatle ve şaşkınlık içinde merakla dinlediğimi ben de bilmiyorum. Ara sıra ekonomi programı dinlemek, içinde yaşadığımız dünyayı coğrafyayı hatta hayatı daha iyi anlamama bazen de sorgulamama sebep oluyor. Bu konular bende şöyle bir etki oluşturuyor sanki: “Ben sabah uyanan kahvaltısını eden sonra ortalığı toplayan, bulaşıkları yerleştiren oğluyla oyunlar oynayan boş vaktinde bu satırları yazan pek de ekonomiden anlamayan bir vatandaşken, meğer dünya neleri konuşuyormuş.”
Radyoyu veya televizyonda izlediysem televizyonu kapattıktan sonra bir süre konuşulanları düşünüyorum. Bunlar hayatın maddi gerçekleri ama mesela konuşulanlarda hiç Doğu Türkistan yok, Çin’le bu kadar yoğun ticaret yaparken oradaki Müslüman Uygurlara yapılanların nasıl sonlandırılacağı da yok. İran’a yönelik ambargolardan sık sık bahsedilirken, Suriye’de İran, Rusya ve Esed çizmesi altında ezilen mazlumlar da konuşulanlarda hiç yok. Zaten Suriye halkının haklı gerekçelerle başlattığı direniş, uluslararası satrancın hamleleri arasında yok oldu gitti.
Hayat bazen insana nasıl düşünmek gerektiğini şaşırtıyor. Her şey ticaret ve kapital kapital kapital mi? Zalimin karşısında ve mazlumdan yana olmak gereksiz duygusallık mı? Bir Müslüman mazlumdan yana olunca mevcut siyasi-ekonomik konjonktürün gereklerini anlayamamış romantik bir insan mı olur? Dün savunulan şey bugün sevmediğimiz çevreler tarafından gerçekleştirilince ona karşı çıkmak illa ki gerekli midir? Doğru olan nedir, doğru denen şey zamana ve zemine göre değişir mi? Bugünün doğrusu yarının yanlışı mıdır?
Belki de hepimiz kafamızda sorularla yaşıyoruz. Hayat işte böyle bir şey galiba.

selyus