Hep DAVA’ya hizmet diye vurgulu cümlelerle başlar ve dibine kadar DAVA’dan dem vururuz.
Siyaset, çoğu zaman bir makam yarışı gibi sunulur. Oysa hakikatte siyaset, bir emanet nöbetidir. Nöbet değişir, ama emanetin davanın ağırlığı değişmez.
Günümüzde, özelliklede kendisini muhafazakar olarak tanımlayan siyaset ve dava adamlarımızın en çok konuşması ve dikkat etmesi gereken meselelerden biri Görev değişimi…
Bir koltuğa gelmek kadar, o koltuktan doğru şekilde kalkabilmek de bir karakter meselesidir. Çünkü görev; kişisel mülk değil, millete ait bir sorumluluktur. Bu gerçeği unutanlar, görevi bırakırken iz bırakmaz; sadece kırgınlık ve dağınıklık bırakır.
Oysa olması gereken bellidir:
Görevi devreden kişi, arkasında düzen, birlik ve dua bırakmalıdır.
Yeni gelen ise sıfırdan başlamak zorunda kalmamalıdır. Tam aksine, kendisinden önceki tecrübelerle güçlenmeli; birikimle yol almalıdır. İşte burada devreye çok kıymetli bir kavram girer, kanaat önderliği
Görev bitince kenara çekilmek değil;
tecrübe ile yol göstermek,
gölge etmeden destek olmak,
rekabet değil rehberlik yapmak esastır.
Gerçek büyüklük, koltuktayken değil; koltuktan indikten sonra belli olur.
Siyasette en büyük kırılmaların sebebi, çoğu zaman bu geçişlerin sağlıklı yönetilememesidir.
Kırgınlıklar, küskünlükler, hizipleşmeler.. Hepsi aynı yerden beslenir: Nefsin devreye girmesinden.
İşte tam burada, kadim bir ölçüye ihtiyacımız var:
İhlas.
”İhlas” Kelimesinin Anlamları, İhlas, ”samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak” anlamına gelir. Başka bir kaynakta İhlasın kelime manası; arıtma, saflaştırma, ayırma, katışığını giderme manasına gelmektedir. İhlas; ferdin, ibadet ve taatinde Cenab-ı Hakk’ı emir, istek ve ihsanlarının dışında her şeye karşı kapanmasıdır.
İhlas; yapılan işi makam için değil, hakikat için yapmaktır. Alkış için değil, sorumluluk için durmaktır.
Kendini değil, davayı öne koymaktır. İhlaslı olduğumuzu gösterene birkaç ölçüyü de buraya belirtmemiz elzem;
- Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.
- Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır.
- Kardeşlerinizin meziyetlerini iyi özelliklerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmek ve öğünmektir. Yani bir dava arkadaşımızın bir başarısı varsa sanki o başarıyı biz elde etmiş gibi onu anlatmalıyız ve gurur duymalıyız.
- Sürekli Müsbet olumlu hareket etmeliyiz.
- Şahıslarla uğraşmamalıyız. Fikri temelde konulara değinmeliyiz.
- Mevzularda şahsımızdan bahse girişmemeli Davamızın Hedeflerinden bahsetmeli Partimizin icraatlarını anlatmalı övmeliyiz. Kendi şahsımızı övmekten geri durmalıyız.
- Dava arkadaşlarımız ile tartışmaya girmemeliyiz, hele hele ziyaretler sırasında asla buna tevessül etmemeliyiz.
İhlasla hareket eden bir siyasetçi için görev değişimi bir kayıp değil; yeni bir hizmet biçimidir.
Çünkü dava adamı bilir ki, Görevler geçicidir, dava kalıcıdır. İsimler değişir, hizmet devam eder. Eğer siyaset kurumunda gerçek bir güç arıyorsak; bu güç ne kalabalıklar ne de unvanlardır. Asıl güç, emanete sadakat, görev bilinci ve kardeşlik hukukudur.
Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla makam değil; daha fazla olgunluk, daha fazla fedakârlık, daha fazla ihlâstır.
Sürekli Aklımızda zihnimizde tutmamız gereken bir konu;
Bir görevi devretmek, aslında bir imtihanı tamamlamak değil; yeni bir imtihana başlamaktır.
Ve o imtihanın adı şudur: Koltuksuz da hizmet edebiliyor musun?
Ersoy Özbek (Kanaat Önderi)



