UBER
Sabahın köründe telefonum acı acı çaldı.
Arayan babamdı.
Hayırdır inşallah diyerek, dokundum telefonun tuşuna.
Endişeli bir ses tonuyla, “efendim baba, birşey mi oldu hayırdır sabahın bu saatinde” dedim.
“Yok, yok bir şey yok. Rahat ol. Akşamdan beri kafama takıldı, bu uber, uber dedikleri neyin nesi oğlum” dedi.
Başladım anlatmaya…
– Taksi hizmeti veren özel bir yabancı şirket. Merkezi Hollanda’da. Yeni nesil bir iş türü. Üstelik sahip oldukları tek bir araç bile yok. Sadece, iyi işleyen bir yazılıma sahipler. Tüm dünyada taksicilik yapıyorlar. Hiç gitmedikleri ülkelerde taksi hizmeti verip, komisyonlarını alıyorlar.
– Nasıl oluyor oğlum bu iş?
– İnternet sayesinde oluyor babacığım. İnternet yoksa taksi yok. Akıllı telefonuna indiriyorsun Uber uygulamasını, sonra gideceğin adresi yazıyorsun. Yakınlardaki bir Uber aracı senin çağrını görüp onaylıyor. Birkaç dakika sonra kapında. Ne kadar ödeyeceğin ise anında telefonunun ekranına düşüyor. Hangi plakalı araca bindiğin, sürücünün ismi ve gittiğin güzergah belli. Özellikle güvenlik sorunu olan ülkelerde büyük avantaj sağlıyor. Mesela ben Tanzanya’da Uber’i özellikle tercih ediyorum. Çünkü orada bizdeki gibi sistematik bir taksi hizmeti yok. Taksi durağı diye birşey yok. Taksimetre ise hakgetire. Pazarlık usulü geçerli. Svahilice dilinde ‘Muzungu’ dedikleri beyazlar için ultra kazık bir tarife uygulanıyor. Uber ise taksilerin beşte biri fiyata geliyor. Sürücüye ve aracına memnuniyet durumuna göre puan da verebiliyorsun üstelik. Tabii sürücü de sana puan veriyor.
– O vakit, iyi birşey demek ki bu
– Tabii, İstanbul için durum farklı. Bir defa burada güvenlik sorunu yok. Parayı da taksimetre belirliyor. Zaten burada Uber fiyatlarıyla, taksi fiyatları arasında pek fark yok. Fakat, hizmet kalitesiyle ilgili sorunlar var burada. Bir defa taksi sayısı yetersiz. 17 bin küsür taksi var. 10 yıldan fazladır bu sayı aynı. Nüfus artıyor, ama taksi sayısı artmıyor. Mesela benim oturduğum yerde 2 taksi durağı var. Fakat hangisini ne zaman arasam taksi yok. Sokağa çıksam geçen taksilerin yüzde doksanı dolu. Haydi bulduk taksiyi ve bindik diyelim. Tabii taksici gideceğin yeri beğenirse. Muhtemelen aracın içi ya sigara kokuyordur, ya da başka birşey. Üstelik sürücü sigara içmeye devam ediyordur muhtemelen. Söndür dersen söndürür belki ama bin sitem yollar sana. Sürücü İstanbul’a yeni gelmiş bir genç olduğu için, verdiğin adrese nasıl gideceğini bilmiyordur. Sen de bilmiyorsan, artık sora sora bağdat durumu… Tabii yolu bilmiyorsan, en uzun yoldan dolaşa dolaşa götürülmen de işten bile değil. Neyse fazla başını ağrıtmayayım, bizim burada bu konuda kime dokunsan pek dertli taksilerden…
– Oğlum, Balkesir’de var mı bu Uber?
– Sanırım yok
– Anlaşıldı bize bir faydası yok da, bu İstanbullular’ın da canı pek dar be oğlum. İstanbul’da birşey olmayagörsün, tüm Türkiye sallanıyor.
– Eee o kadar olsun babacığım, burası payitaht ne de olsa…
Benzer Yazılar
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AileFest alanını ziyaret etti
-
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü”
-
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan: “Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez”
-
Recep Temiz ile Zehra Cengiz evliliğe ilk adımlarını attılar
-
17. Sivas Günleri büyük bir kalabalık ve coşkuyla devam ediyor
-
Pendik’te memleket rüzgarı esiyor
-
Ne kadar insan lazım insana?
-
Millet Bahçesi’nde 17. Sivas Günleri başladı
-
Bakan Göktaş’tan Aile Festivali’nde “ekransız zaman” çağrısı
-
İçişleri Bakanı Çiftçi, “42 ülkeden 640 organize suç örgütü lideri veya üyesinin Türkiye’ye iadesi sağlandı”
-
Türkiye’den İran’a Çocuklar İçin Direniş Kervanı
-
12 Eylül mağduru Muhittin İlhan, “Mamak Cezaevi’nde 3 öğün yemek verdilerse 6 öğün dayak attılar”


