Eğitimci yazar Ömer Şahan Liseye Geçiş Sistemi (LGS) ile ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.
Sınav Kaygısı Neden Var, Nasıl Azalır? kitabının yazarı, eğitimci Ömer Şahan’ın değerlendirmesi:
“Yaklaşık 25 yıldır öğrencileri OKS, SBS, TEOG ve bugün LGS’ye hazırlayan bir eğitimci olarak her yıl aynı gerçeği yeniden görüyorum:
Sınavların adı değişiyor, soru tarzı değişiyor, sistem değişiyor. Ama başarıyı belirleyen temel dinamikler neredeyse hiç değişmiyor.
Bu yıl açıklanan LGS sonuçları da bize aslında çok önemli mesajlar veriyor.
1. LGS artık sadece bilgiyi ölçmüyor.
Eskiden birçok aile daha fazla soru çözmenin başarı için yeterli olduğunu düşünürdü. Bugün ise biliyoruz ki LGS; bilgi kadar dikkat, sabır, stres yönetimi, zaman kullanımı ve doğru karar verebilme becerisini de ölçüyor.
Sınav anında duygularını yönetebilen öğrenciler, çoğu zaman bilgisini daha verimli kullanabiliyor.
2. Kaygısız öğrenci değil, kaygısını yönetebilen öğrenci başarılı oluyor.
“Sınav kaygısı tamamen yok olmalı.” düşüncesi doğru değildir.
Çünkü belli düzeyde kaygı insanı motive eder.
Yıllardır gözlemlediğim başarılı öğrencilerin ortak özelliği, kaygılarının hiç olmaması değil; kaygılarına rağmen odaklarını koruyabilmeleridir.
Tam da bu nedenle Sınav Kaygısı Neden Var, Nasıl Azalır? kitabını yazarken temel mesajım şuydu:
Kaygıyı düşman gibi görmek yerine onu doğru yönetmeyi öğrenmeliyiz.
3. Ailenin yaklaşımı başarıyı doğrudan etkiliyor.
LGS sonuçlarına baktığımızda akademik seviyeleri birbirine yakın iki öğrenciyi ayıran en önemli farklardan biri aile tutumudur.
Çocuğuna;
“Ne olursa olsun seni seviyoruz.”
mesajını hissettirebilen aileler, çocuğun sınav performansına büyük katkı sağlıyor.
Buna karşılık sürekli kıyaslanan, yüksek beklenti altında bırakılan veya sevgiyi başarıyla ilişkilendiren yaklaşımlar öğrencinin zihinsel yükünü artırıyor.
4. Kaynak çokluğu başarı getirmiyor.
Her yıl yüzlerce öğrenciyle yaptığımız çalışmaların sonunda gördüğümüz gerçek şu:
Başarıyı artıran şey onlarca soru bankası bitirmek değil, yapılan yanlışlardan öğrenebilmektir.
Öğrenciyi sürekli yeni kaynaklarla buluşturmak çoğu zaman öğrenmeyi değil, yetişememe kaygısını büyütüyor.
Az ama doğru kaynak, düzenli analiz ve planlı çalışma çok daha etkili sonuç veriyor.
5. Gerçekçi özgüven, yapay motivasyondan daha değerlidir.
“Sen kesin yaparsın.”
“Sen zaten çok başarılısın.”
gibi iyi niyetli ama gerçekçi olmayan cümleler bazen öğrenciyi sınavın ilk zor sorusunda büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya bırakabiliyor.
Gerçek özgüven; eksiklerini bilen, onları tamamlamak için çalışan ve kendi gelişimini takip eden öğrencilerde oluşuyor.
6. Başarılı öğrencilerin ortak özellikleri değişmiyor.
Yaklaşık 25 yıllık meslek hayatım boyunca derece yapan ya da hedeflerine ulaşan öğrencilerde benzer özellikleri gördüm:
• Düzenli kitap okuma alışkanlığı
• Planlı çalışma disiplini
• Hatalarını analiz edebilme becerisi
• Duygularını yönetebilme
• Profesyonel rehberlikten yararlanma
• Vazgeçmeden ama gerektiğinde bir soruyu bırakabilecek psikolojik esneklik
Çünkü bazen bir soruyu bırakabilmek, bütün sınavı kazanmanın anahtarı olabiliyor.
Son söz
LGS sonuçları bize yalnızca öğrencilerin akademik seviyesini göstermiyor.
Aynı zamanda aile tutumlarını, eğitim anlayışımızı ve çocuklarımızın psikolojik dayanıklılığını da ortaya koyuyor.
Artık kabul etmemiz gereken önemli bir gerçek var:
Çocuklarımızı sadece sınava değil, sınavın oluşturduğu psikolojik sürece de hazırlamak zorundayız.
Unutmayalım…
Bir puan telafi edilebilir.
Bir okul değişebilir.
Ama kaybedilen özgüven, yıpranan ruh sağlığı ve zedelenen aile ilişkilerini onarmak çok daha uzun zaman alır.
Bu nedenle gerçek başarı; yalnızca iyi bir lise kazanmak değil, bu süreci ruh sağlığını koruyarak tamamlayabilmektir.”
Ömer Şahan
Eğitimci – Yaklaşık 25 yıldır OKS, SBS, TEOG ve LGS hazırlık süreçlerinde öğrencilere rehberlik eden eğitimci
“Sınav Kaygısı Neden Var, Nasıl Azalır?” kitabının yazarı.



