‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. Yılmaz savunmasında CHP İl Binasının satın alınması olayı hakkında “Ben o binanın alınması konusunda görüşme ve pazarlıklarda hiçbir şekilde yer almadım. Benim orada paralar sayılırken fotoğrafım mevcuttur. O kamera kayıtlarının olduğu gün Fatih Keleş beni aradı. Fatih Keleş bir çanta verdi, paranın götürüleceği yerin konumunu gönderdi, çantayı o adrese götürdüm” dedi.
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 62. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi.
Duruşmada İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. Yılmaz hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, Ekrem İmamoğlu’na ait firmaların genel müdürü olduğu ve doğrudan örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’na bağlı olduğu belirtilmişti. Yılmaz’ın örgütsel toplantılara katıldığı, örgütün kuruluşundan itibaren, doğrudan örgüt liderinden aldığı talimatlar üzerine eylemlerde rol aldığı, örgüt lideri adına rüşvet görüşmeleri yaptığı, rüşvet konusu taşınmazların devirlerini yaptığı da iddianamede açıklanmıştı. Öte yandan Yılmaz’ın, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturmasının başlangıcına konu olan ‘Para Kuleleri’ olarak bilinen CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınma sürecinde bahse konu siyasi partiyle herhangi bir mensubiyeti, resmi görevi ve organik bağı bulunmamasına rağmen örgüt liderinin emir ve talimatlarıyla süreci bizzat takip ettiği iddianamede ifade edilmişti.
“Ekrem Bey ile tek ilişkim işçi işveren ilişkisidir”
Yılmaz iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında “Ben İmamoğlu İnşaat’ta çalışmaya başladığımda Ekrem Bey 2 yıllık Beylikdüzü Belediye Başkanıydı. Ben özelliklerim itibarıyla belediyede de birçok pozisyonda yönetici olarak görev alabilirdim. Ekrem Bey şirket işleriyle belediye faaliyetlerinin birbirine karıştırılmasını hiç istemezdi. Hatta ben işe başlamadan önce benimle konuşarak tek işimin İmamoğlu İnşaat olduğunu onun dışında belediyeyle veya oradaki kişilerle hiçbir işimin olmayacağını üstüne basa basa anlattı. Özetle ben İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürüyüm. Belediyeyle hiçbir zaman irtibatım veya iddianamede iddia edildiği gibi bir iltisakım bulunmamaktadır. Benim böyle bir kariyer planlamam olmamıştır. Belediyeyle ilgili hiçbir işe dahil olmadım. Ekrem Bey ile tek ilişkim işçi işveren ilişkisidir. Aldığım emirler de bu kapsamdadır örgütsel bir iş ilişkisi değildir. Böyle bir örgütün varlığını kabul etmiyorum. Bu durum bir kenara bırakılsa dahi kendimin bir suç örgütü üyesi olduğu iddiasını kabul etmiyorum” dedi.
“Ben ne belediyenin ne de CHP’nin işlerine dahil oldum”
Yılmaz savunmasının devamında “İddianamede uzun uzadıya 6 Mart 2025 günü Le Meridien Otel’e girişimi esnasındaki fotoğraflarım anlatılmaktadır. Şirketle ilgili birkaç hususu Ekrem Bey’e iletmem gerekiyordu. Bu sebeple özel kaleminden randevu talep ettim. Özel kalem de bana akşam saatlerinde Le Meridien Otel’de randevu verdi. Ben de randevu verilen saatte otele gittim. Ekrem Bey’le bir 15 dakika görüşüp sonrasında da otelden ayrıldım. Hiçbir toplantıya da katılmadım. İddianamede doğrudan bu konuyla adım geçmese de örgütün varlığı ve örgüt üyeliğiyle ilgili bir açıklamada CHP Kurultayı’na yer verilmiştir. O kurultayda hiçbir şekilde yer almadığım gibi o tarihlerde Ankara’da dahi bulunmadım. Hiçbir kurultay delegesiyle de irtibatım olmadı. Bu da göstermektedir ki benim örgüt üyeliğim iddiası boş ve dayanaksızdır. Şayet ben bir örgütün üyesi olsaydım iddianamede örgütün en önemli icraatı kabul edilen kurultaya katılmamam söz konusu olabilir miydi?” ifadelerini kullandı.
“Paranın sayılması sırasında kısa bir süre kalıp sonra ayrıldım”
Tuncay Yılmaz “Benim örgüt üyeliğime örnek gösterilen son bir husus da İstanbul CHP İl Binasının satın alınması olayıdır. İddianamede bazı yerlerde her ne kadar benim bu binanın alınması için görüşmeler ve pazarlıklar yaptığım iddiası mevcutsa da binanın satışını yapan Ali Rıza Baraka’nın avukatı beyanında açıkça binanın alınması için CHP’li yetkililer Canan Kaftancıoğlu ve Özgür Nas ile yapıldığını açıklamaktadır. Ben o binanın alınması konusunda görüşme ve pazarlıklarda hiçbir şekilde yer almadım. Benim orada paralar sayılırken fotoğrafım mevcuttur. Benim olaya dahil olmam şu şekilde olmuştur. O kamera kayıtlarının olduğu gün, yani satışın olduğu gün Fatih Keleş beni aradı. CHP için il binası satın alındığını, sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Bu paranın bir kısmının kendi yanında olduğunu, bu parayı oraya götürmek konusunda kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu. Ben de Fatih Keleş’i inşaat sektörü dolayısıyla eskiden beri tanırım. Bu talebinin de kendisine yakın görmesinden dolayı olduğunu düşünüyorum. O gün ben de paraların götürüleceği yere yakın bir yerde görüşmem vardı. Bu sebeple kendisine yardımcı olabileceğimi ancak kendi arabamla gitmem gerektiğini söyledim. Onun üzerine bana bir çanta verdi, telefonuyla da paranın götürüleceği yerin konumunu gönderdi. Ben de çantayı o adrese götürdüm. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi budur. Paranın sayılması sırasında kısa bir süre orada kalıp sonra kendi işlerimi halletmek için oradan ayrıldım. Bunun dışında ben o binanın alım sürecinde hiçbir şekilde yer almadığım gibi ödenen paranın kaynağı konusunda da hiçbir bilgiye sahip değilim” şeklinde konuştu.
Duruşma Tuncay Yılmaz’ın avukatlarının savunması ile sürüyor.



