Volkan ÖZTÜRK

Dünden Bugüne

İSTİHBARAT SANATI AKIL GEREKTİRİR

21. yüzyılda, kaçınılmaz bir biçimde dünya politikalarını ve siyasetçilerini istihbarat örgütleri biçimlendirecektir. Bu öylesine bir etkinlik olacakt

İSTİHBARAT SANATI AKIL GEREKTİRİR

21. yüzyılda, kaçınılmaz bir biçimde dünya politikalarını ve siyasetçilerini istihbarat örgütleri biçimlendirecektir. Bu öylesine bir etkinlik olacaktır ki; 100 hatta 200 yıl sürecektir.

Günümüzden tam 5.000 yıl önce; Mısır’da Kral III Tutmois, kuşatma altında tuttuğu Yafa kenti hakkında ’istihbarat’ toplayabilme amacıyla un çuvallarının içine gizlediği adamlarını kente yollamış olması tarih sayfalarındaki ilk örnektir. Kral III. Tutmosis, farkında olmaksızın ilk yasal istihbarat teşkilatını kurmuştu. İnsanlık onun bu alandaki başarılarını Mısır hiyeroglif tabletlerinden öğrendi. Ve istihbarat, toplayan elemanlar literatürlerde ’casus’ ve ’ajan’ tanımlamasıyla anılır oldular.
Hz. Musa, ’Gidin ve ülkede gerekli araştırmayı yapın’ der. İnsanlık tarihi açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır ki; ulusların “gelişim” sağlayıp “güç” elde edebilmesi istihbaratla, yani “bilgi” ile sağlanabilmiştir.

Cengiz Han’ın büyük bir general olarak ün kazanmasının temelinde hiç kuşkusuz ki; düşmanlarına oranla daha fazla risk almış olması, gücünü 10’arlı grup sistemine bağlaması ve tüccarlardan oluşan bir istihbarat örgütü kurmuş olması yatar. İstihbarat sanatına bunca önem veren Cengiz Han, aleyhte casusluk faaliyetleri için de kaçınılmaz olarak ölüm cezası getirmiştir.
Sağlıklı ve güçlü bir istihbarat örgütü, ülkesinin bağımsızlığına yönelik iç ve dış tehditleri önceden tahmin edebilir ve önleyebilir. Ülkenin ekonomik ve sosyal kararlılığının istikrarını sağlar. Bunları başarabilmesi için ise; gizlilik ön koşuldur. Enformasyon gizliliğinin çok kritik olduğunun bilincine varılabilmesi çok büyük önem taşır.

İletişim ağları ulusal olmaktan çıkıp çok uluslu ticari kuruluşların kontrolüne geçtiğinden ötürü, istihbarat örgütleri için güvenli olmaktan çıkmıştır. Uydular aracılığı ile yerkürenin herhangi bir yerinde, sokaktaki bir insanın yüzünün belirlenebildiği, izlenebildiği bir dünyada gizlilik prensipleri çok daha büyük önem kazanmıştır.

MOSSAD’IN BAŞARISI SIRRI : Uluslararası ticaret, bankacılık, Web TV (Internet) ve uydu sistemleri dünyayı giderek daha çok küçültmeyi sürdürürken, “güvenlik” sorunu büyümüştür. 20. yüzyılın en başarılı istihbarat örgütleri arasında yer alan MOSSAD, başarısının sırını elde ettiği enformasyonu paylaşmamasına borçlu olduğunu çok geç fark edebilmiştir. MOSSAD, diğer istihbarat örgütleri ile dayanışmaya yönelip’ enformasyon’ paylaşımına yönelince, ajanları yakalanmaya başlamış ve başarısız operasyonlara imza atmak zorunda kalmıştır. Buna benzer örnekler incelendiğinde, enformasyon paylaşımının çok zorunlu hallerde dahi olabildiğince azıyla geçiştirilmesinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
İstihbarat örgütleri serbest ve açık bir işbirliği politikasına sahip olsalar bile, temel amaçları gereği düzenli bir biçimde aleyhte faaliyet gösterecekleri unutulmamalıdır. Bu noktada: “satılık enformasyon”ların, ne denli tehlikeli sonuçlar yarattığının tarih sayfalarında pek çok örnek ortaya koyduğuna dikkat çekmek isteriz. Çok gerekli ve zorunlu hallerde enformasyon satın almanın yararlı ve kaçınılmaz olacağı da bilinmektedir. Ancak, enformasyon satıcısı ile ideolojik prensiplerde uyum aranması zorunluluğu vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Resmi istihbarat Kurumları; bilim, düşünce kültür, sanat ve eğitim alanlarında yetişkin insan kaynaklarından yararlanmamıştır. Yararlanmayı da gereksiz görmüştür! Oysa ki; 2. Dünya Savaşı sonrası 1940’lı yıllarda, Abdül Nasır’ın istihbarat Şefi Salah Nasır, bir gazeteciden yararlanarak kurduğu ’Siyasi Kalem’ adlı gizli bir örgüt sayesinde tam 412 sanatçı ve aydından karşı casusluk faaliyetlerinde yararlandığı bilinmektedir.

Resmi istihbarat kuruluşlarımızın entelektüel çevrelere bakış açısını bilen yabancı istihbarat örgütleri ise; bu kontra bakış açısından yararlanmayı bilmiş, rejim tarafından dışlanıp horlanan entelektüel çevrelerin etkin portrelerinden çok olumlu bir biçimde yararlar sağlamıştır. Bu gerçek günümüzde de sürüp gitmektedir. Bu nedenledir ki, ülke insanımızın benimsemediği pek çok aydın, dış ülkelerce en büyük ödüllerle onurlandırılarak, bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı örtülü bir biçimde dokunulmazlık zırhına büründürülerek, muhalif unsura dönüştürülmektedirler.
Örneğin: 1964 yılında ölen İngiliz Deniz Kuvvetleri’nin 17/F kod adlı haber alma ajanı Ian Fleming, gerçek bir entelektüel idi. Savaş yıllarında Londra’nın göbeğinden yaptığı radyo yayınlarıyla, unutulmaz ’Kara Propaganda’ örnekleri sergileyerek Alman ordularının moral değerlerini çökertmeyi başarmış ve bu yolla 2. Dünya Savaşı’nın sınırlarını zorlamıştır.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Doğu Bloku ülkeleri ile pek çok Batı ülkesi, entelektüelleri ile sporcularından istihbarat alanında sonuna değin yararlanmayı bilmiştir. İstihbarat sanatı, akıl gerektirir. Bu nedenle de yalnızca sağduyu ve mantık kuralları içinde işleyemez.
Güçlü istihbarat örgütleri için en tehlikeli görünen grup entelektüel kesimdir. Bağımsız ve liberal eğilimli olan bu “düşsel yaratıcı” kişilikler, çok boyutlu düşünebilme yeteneklerinden ötürü enformasyon bulmacasının en küçük bir mozaik parçacığından rahatlıkla tablonun bütününü görüp saptayabilirler. Kamuoyunu en çok ve kolaylıkla etkileme becerisine sahip oldukları için, istihbarat örgütleri tarafından ciddi biçimde kontrolde tutulmak istenirler. Bunun yanı sıra bu çevre, istihbarat toplama açısından da çok zengindir. Entelektüel kesimden kazanılacak olan elemanlar, kazanışların yanı sıra, diğer istihbarat örgütlerinin çalışma sahasını büyük ölçüde daraltacak bir girişimdir.

İlginizi çekebilir

BU NASIL BİR ZİLLET…

BU NASIL BİR ZİLLET…

selyus