YASTIĞA BAŞINI KOYDUĞUNDA
Yastığa başını koyduğunda, vicdanından gelen sesi duymayan var mıdır?
Eğrisiyle, doğrusuyla geçen, uzun bir günün son dakikalarıdır. Bu anlar, herhangi bir filmde fevkalade heyecanlı, bir spor karşılaşmasında ise son derece gergin geçebilir. Ama şimdi uykudan öncenin mahmurluğu vardır gözlerimizde. Fişi çekmek ister, günün en yorgunu beynimiz. Bedenimiz, bazen yatağa kadar bile gidemez, çöker kalır koltukta. Geçici ölüm yolculuğunun ilk adımlarını atarız. Yeniden, taptaze bir hayat için, biraz ölüm. Ya vicdanından gelen o ses… en derindeki “karakan”ın çırpınışlarını durdurabilir misin? Düelloya davet edip, mertçe vicdanını öldürebilir misin? Yoksa, kulağının üstüne yatıp, horul horul uyuyabilir misin?
Yastığa başını koyduğunda, Tanrısıyla konuşmayan var mıdır?
Yalnızlığın en yaldızlı halidir, yorganı başımıza çektiğimiz o anlar. Yalnız kalınca kiminle konuşursun, konuşmayı bırak kime sığınırsın. Vicdanından gelen ses, Tanrı’nın sesimidir yoksa? Bazen, önce O konuşur, kısa kısa cümlelerle, hatta şifreli kelimelerle…sen onlarca uzun cümleyle savunmaya geçersin. Kendi egonun bedava avukatısın, savun savunabilirsen… Tam da yerini bulmayan, kırık, dökük sözlerle anlatırsın derdini…Tek bir kelime beklersin…Çıt çıkmaz, ama rahatlarsın. Umut heybesine bir şeyler dolduğunu hissedersin. Taze dirilişlerin parlak sabahlarında alnımızın ortasına yapışıverir güneş. Bilirsin ki, kaç gece önceden kalma yakarışın ışığıdır bu.
Yastığa başını koyduğunda, yaldızlı rüyalara geçmeden önce, pembe hayaller kurmayan var mıdır?
Yalnız başına, küçük bir kıyı kasabasında kafa dinlemeyi kim hayal etmez? Acaba canım sıkılır mı endişesi de, hemen peşinden seslendirilebilir “iç ses” tarafından. Yok canım, belki de kırk yıldır tanışmayı beklediğim insanlarla tanışırım. Sanki, kırk yıldır tanışıyormuş gibi de kaynaşırım. Yeni dostlarla, yepyeni bir tatil olur, belki çok iyi dinlenirim, belki de felaket yorulurum. Ne olursa olsun, yeter ki hayallerim gerçek olsun. Hem son dönemin moda tabiriyle, “kafamı resetlemiş” olarak dönerim, şu anda yorganı başıma çektiğim yatağıma. Berrak bir kafanın, kabusları teneke çalarak kovacağına, yaldızlı rüyalara da parlak davetiyeler sunacağına ve gelecek sabahlarda güneşin ışıklarının gözlerimika maştıracağına, rüyalara geçmeden önce, ayın şavkından süzülen meleklerin uykumu aydınlatacağına ruhum, aklım ve kalbim teslim olsun yeter.
Yastığa başını koyduğunda, vicdan aynasına bir bak. Gönül gözün kapanmamışsa, gördüklerin belirleyecektir gözlerinin uykuya kapanmasını ve de beyninin rüyalara dalmasını.
İyi uykular.
Veli DALBUDAKBenzer Yazılar
-
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Adaletsizliğe ve çatışmalara karşı sesimizi yükseltmek gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur”
-
Dışişleri Bakanı Fidan: “ABD ve İran ateşkes konusunda samimi”
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor”
-
Cevdet Yılmaz, Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı Kadın Kolu Toplantısı’na katıldı
-
MİT Başkanı İbrahim Kalın: “Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız”
-
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Bütün dünya savaşın bedelini ödüyor, bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor”
-
Siyonist rejimi Mescid-i Aksa’yı işgal hazırlığında
-
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir”
-
Hasan Turan: “Ülkemizde İsrail’in yayılmacı politikalarının devam etmesine müsaade etmeyiz”
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “ABD-İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür”
-
Putin: “Fırat’ın doğusunun Şam yönetimine entegrasyonu önemli bir adımdır”
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balkan Barış Platformu üyelerini kabul etti


