Lerzan Tuğba ŞAHİN

Bir Varmış Bir Yokmuş

MECLİS NEDEN BOMBALANDI?

Henüz ifadelerimi sıralamaya başlamışken, dikkatinizi çekmek istediğim en önemli kısım nasıl bir oyunla karşı karşıya olduğumuz. Şimdi soruyorum size, TBMM neden bombalandı?

Bastığın yerleri ”toprak!” diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Henüz yeşeriyorken hafızalarımıza kazıdığımız, her söylediğimizde, okuduğumuzda vatanımıza, bayrağımıza verdiğimiz sözü tazelediğimiz İstiklal Marşımızın mısralarıyla başlamak istedim yazıma. “Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı” derken nasıl da heyecan ve duygu yoğunluğu yaşarız. Biliriz ki bu topraklar ne mücadelelere, üzüntüler ardından ne şanlı zaferlere tanık oldu, kim bilir kanıyla sulandığı kaç Şüheda var bağrında.

İstiklal Marşımızı okurken verdiğimiz söze bugün de sadık kaldık atalarımız gibi. Vermedik bu cennet vatanı! Sahi, bir insan neye karşılık vatanını verir? “Bu da soru mu ?” diye geçiyordur aklınızdan ama soruyorum. 15 Temmuz 2016 akşamı vatanına, ordusuna, silah arkadaşlarına, bayrağına, şanlı geçmişine ve istikbaline ihanet eden bir grubu gördük, öyle ki ülkesinin tankını, helikopterini silahını gasp etmiş milletine, bayrağına, Cumhurbaşkanına, kısacası ülkesinin namusuna doğrultmuştu onları gözü dönmüşçesine. Neye karşılık? Uzak ülkelerden elçileri onlara para mı, şan mı yoksa gözlerini doyuracak mülk, toprak mı sundu? Cevabı, yok ama dilerim önümüzdeki günlerde öğreniriz. Öyle ya, tarihe onursuz yazılmayı, çoluk çocuklarının, yakınlarının gelecekte onları utançla anmalarını göze almışlar.

Henüz ifadelerimi sıralamaya başlamışken, dikkatinizi çekmek istediğim en önemli kısım nasıl bir oyunla karşı karşıya olduğumuz. Şimdi soruyorum size, TBMM neden bombalandı? Daha önce de darbe girişimleri gören ülkemizde böyle bir olayın eşi ve benzeri görülmemişti ama onu da gördük maalesef. Çünkü bu bir darbe değil bu bir işgal, çünkü TBMM’yi bombalamak Cumhuriyet ve demokrasiye kastetmek demek. Vatanımızı işgal ateşine, oradan bölük pörçük toprak parçaları halinde Türk topraklarına aç ağızlar ve kanlı gözlerle bakan düşmanların ellerine bırakacaklardı bu paralel terör örgütünün satın aldıkları hainler. Sonrasında emin olun ne demokrasi, ne bağımsızlık ne de sandık kelimelerini anabilecektik. Bunu unutmayın. Tüm bu olanlar belli ki çok geniş çaplı ve paralel yapının yoğun pazarlık masalarında alınan ihanet kararlarıydı.

Hainler uzun süredir hazırladıkları kan donduran planlarını eyleme dökmek üzereyken onurlu kimseler tarafından bastırıldılar. Hatırlayın, o akşamı, o hakkı ödenemez insanları, kimi evinden, kimi iş dönüşü kaldığı trafik çemberinden, kimi arkadaşıyla hasret giderdiği sohbetten, kimi erken uykusundan, kimi namaz duasından koştu kurşunlara, bombalara, tankların önüne. İki silahları vardı, biri İman diğeri vatan sevgisi ve yalnızca onlarla gittiler sözde darbeci grubun karşısına. Vuruldular, parçalandılar, yaralandılar ama yılmadılar ve Türkiye’yi onların iplerini ellerinde tutanlara vermediler. O gece Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın girişimi öğrenir öğrenmez Marmaris’ten ayrılması, insanların sokaklara dökülüp hainlerce işgal altında olan iki kıtayı birleştiren köprüler ve Atatürk havalimanı başta olmak üzere birçok yerde mücadele vermesi muazzam bir karşı koyma oldu.

Her şey çok sıcakken Cumhurbaşkanımızın görüntülü konuşma ile haber kanallarına bağlanıp halkı meydanları bırakmamaya davet etmesi, tüm tehlikelere rağmen Atatürk Havalimanı’na iniş yapması ve aziz Türk Milleti’nin istiklal mücadelesi bu zaferin inşası oldu. Türk Telekom, Türksat ve TRT merkezleri hainlerin ilk uğrak yerleri oldu, çünkü her türlü iletişimi kesip halkın Cumhurbaşkanı ya da Başbakan ve diğer yetkili makamlardan bilgi almasını engelleyerek planlarının temelini atmış olacaklardı. Sonrasında da diğer televizyon kanallarını tehdit ederek yayınlarını durduracaklardı, nitekim CNN Türk binası basıldı ve haber yapmalarına izin verilmedi. Ülkenin resmi kanalı TRT 1 ise tarihte üzülerek hatırlanacak bir girişime şahit oldu o gece. Haber spikeri tehdit ve silahlı baskı altında yutkuna yutkuna onların yazdığı darbe metnini okumak zorunda kaldı ekranları başındki izleyicilere. O okudu bizim içimiz sızladı, ama o korsan metne değil o genç kadının hayatı boyunca unutamayacağı canlı kâbusun içinde kalmasına. Çok şükür milletin iradesi onu, ekibini ve kanalı da kurtardı, tabi CNN Türk’ü de. Halk kararlılığı ve cesareti ile tüm ana noktaları kontrol altına aldı, hainler bu güç karşısında rezil olduklarıyla ve tarihe ‘hain’ sıfatıyla damgalanarak geçmeleriyle yazıldı. Ertesi sabah Genel Kurmay başkanı da kendisini rehin tutan hainlerin elinden başarılı bir operasyonla kurtarıldı, böylece görevinin başına dönebildi. Genel Kurmay Başkanımız Hulusi AKAR, kendisine yapılan türlü baskılara rağmen imzalaması istenen ihanet metinlerini imzalamamış ve vatanı için her şeyi göze alarak o terör grubuna boyun eğmemişti.

Türk halkı, sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın dik duruşu ve kararlılığı sayesinde, Genel Kurmay Başkanımız Hulusi AKAR’ın onurlu askeri duruşu, Emniyet, (hainleri askerimizden saymıyoruz) TSK ve Mit’le birlikte günlerdir bu girişimin başından beri süre gelen hadiseler zincirinde tüm dünyaya örnek olacak bir zaferi hediye etti bu topraklara. Milletçe Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ilk andan itibaren sokaklarda demokrasi nöbetimizi tutuyoruz ve kendisinden “artık tamamdır” sözünü duyup, tüm tehlikeler bitene kadar nöbetimize devam edeceğiz. Tabi bu arada gözaltılar, fetö’ye finansal destek sağlama ve ona hizmet etme gerekçesiyle görevlerden açığa alınmalar ve bazı okulların kapanması gibi çeşitli gelişmelere şahit oluyoruz günlerdir ve çektikçe uzayan karışık bir ip yumağı gibi geliyor arkası. Bakalım daha ne gibi gelişmelere uzanacak arkası.

Paylaşımımı tamamlarken belirtmek isterim ki, o gece bu pis planlardan haberi olmayan, halkına silah doğrultmayan, vaziyeti anlayınca halkıyla kucaklaşan, maalesef o gece kandırılarak belirli noktalara getirilmiş askerlerimize hiçbir sitem ve olumsuz sözümüz yok, ayrıca Türk adaletinin yargılamaları en doğru şekilde yapacağına olan güvenimiz tamdır. TSK ve Emniyet ülkemizin damarlarıdır ve küçük bir grup onlara olan güvenimizi etkileyemez. Son olarak tüm Şehitlerimiz için şu anda dua etmeye davet ediyorum sizleri.

Tuğba ŞAHİN

selyus