HİLAL
Zafer kazanmaya bilenmiş, keskin mi keskin bir kılıcın ucu gibi parlıyordu, atlas mavisi göğün yüzünde. Asil mi asil bir zerafetin ışıltılarını saçara
HİLAL
Zafer kazanmaya bilenmiş, keskin mi keskin bir kılıcın ucu gibi parlıyordu, atlas mavisi göğün yüzünde. Asil mi asil bir zerafetin ışıltılarını saçarak. O düzgün incelik, o muhteşem kavisten süzülen bir damla ilahi ışık gelip gönlüme girse… Hasretle sarılsam ona. Bir damla ışık, içimdeki bir tutam aşkı ateşlese… Sevgilinin narında yansam. Bir sonsuz karanlık, bir lahza aydınlığa dönüşse… Her gün, her an razıyım bu yanmalara. Bir lahza aydınlıkta, sevgilinin güzel cemali görünse… Razıyım, gece mavisi göğün yüzünde parlayan keskin kılıcın ince ucu, yüreğimi çiziklerle kanatsın. Bir damla ilahi aşk gönlüme girsin yeter…
Yakıcı mı yakıcı bir ateşi sırtına yüklenmiş te uzun yola çıkmış, bu ağır yükün altında süzüldükçe süzülmüş narin bir Zümrüd- ü Anka gibi parlıyordu, kararmaya yüz tutmuş göğün yüzünde. Kanatlarını ağır ağır açıp kapatıyordu kendinden emin, ateşler saçarak her hareketinde. Ah! O ilahi ateşten bir parça kor gelip, üşüyen yüreğime düşse… Yüreğimde senin haricinde ne varsa, yaksa yok etse… Yalnızca sen ve ben kalsak, Dünya’dan geçsek, vuslata ersek… Zümrüd-ü Anka’nın ateş topu kanadına takılsak, bilmediğimiz mucize diyarlara gitsek… Günü geldiğinde biz de o ilahi kanatlardan süzülen bir damla ışık olsak… Işığımızla aydınlatsak, ışığımızla ağlatsak, ışığımızla aşk-latsak…
Haddeden geçmiş gibi ince, narin ve zarif bir ışık, birbiri ardı sıra üst üste çekilmiş kalın perdeleri aşarak, her şeyden vazgeçmiş, hayata küsmüş kırık kalplerin derinliklerine doğru yol almak üzere parlıyordu yıldızlarla süslü karanlık göğün yüzünde. O kadar tabii, o kadar samimi ve o kadar cazibeli idi ki, hiç bitmesin, hiç gitmesin diye dualar ederek seyrediyordu insanlar. Nedense , karanlık göğün yüzünden süzülen o ilahi ışık, ruhların derinliklerine de süzülüyor, kırık dökük ne varsa tamir ediyor gibiydi. Şüphesiz her gören göz, bunu gönlünde hissetmiyor olabilirdi. Ama bu her türlü haddeden geçmiş kutsal ışık sabrı öyle bir öğrenmişti ki, günlerce aylarca yıllarca bıkmadan usanmadan tekrar tekrar gelip, herkesin gönlüne bir gün bir damla düşürmek istiyordu. Biliyordu ki her fani çoğu zaman görüp geçtiği bu ışığı, günün birinde mutlaka yüreğinin en çok sızlayan yerinde hissedecekti.
Zafer kazanmaya alışkın ama kazanılması zor bir savaşın mutluluğu gibi parlıyordu, bitmek üzere olan gecenin üstünü örten atlas mavisi göğün yüzünde. Kazananlara dair bir vakar okunuyordu yüzünden. Her şeyi affediyordu bugün sınırsız bir rahmet ve mağfiretle. Her şey, bir damla ilahi ışığın aktığı yüreklerdeki bir tutam aşkın ateşinde eriyordu. Ve Hilal karanlık göğün derinliklerinde kayboluyordu.
Veli DALBUDAK
Benzer Yazılar
-
Başkan Turan, “Tarihi hamam restore edilip el ürünlerin satıldığı yer olacak”
-
Osmanlı’nın büyük projesi yeniden hayata geçiyor! Türkiye ve Suriye Hicaz Demiryolu Hattı için kolları sıvadı
-
Son yüzyılın Gazze soykırımı ilk kez kayda geçirildi
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı düzenledik, hediye edilen eserleri orada sergileyeceğiz”
-
Tarihi İshak Paşa Sarayı’nda kış güzelliği büyülüyor
-
Milli şair Mehmet Akif Ersoy mezarı başında anıldı
-
Sultan II. Abdülhamid Han’ın hürmeti modern şehirde yaşatılıyor
-
Aliya İzzetbegoviç’in 100. doğum yılına özel sergi AKM’de açıldı
-
Kadıköy Kaymakamlığı ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önemli bir programa ev sahipliği yaptı
-
Usta edebiyatçı Şair Sezai Karakoç vefatının 4’üncü yıl dönümünde “Dirilişin Işığı” hat sergisiyle anıldı
-
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Savaşlarla birlikte kaybedilen en önemli varlıklarımızdan birisi dünyanın kültür mirasıdır”
-
Cengiz Aytmatov Enstitüsü, İstanbul’da “Ulu Bozkırın Ruhu” adlı resim sergisi düzenledi


