Ana Sayfa İÇ POLİTİKA 30 Ağustos 2025

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de Osmanlı Devleti’nin (başkent İstanbul dahil) işgaline ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasına karşı kuruldu.

İşgale karşı milli birliği sağladı, direniş ordusunu kurdu, kurtuluş savaşını doğrudan yönetti. Savaşa komuta eden belki de dünyada tek Meclis (parlamento) olma özelliğine sahip.

***

Darbeler, ‘darbemsi’ler ve darbe girişimleri bu yüzden hep TBMM’yi hedef almıştır.

Milli birliği temsil eden Meclis’in dağıtılması milli iradenin dağıtılmasını sağlamıştır.

Son girişimden 15 Temmuz gecesi kurtulduk. Bunun arkasında, TBMM’nin yanısıra, cumhurbaşkanının da doğrudan halkın iradesiyle seçilmesinin büyük önemi vardır.

Zira Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milli irade yine milli iradeyle tahkim edilmiş, çifte güvenceye ve güce kavuşturulmuştur.

15 Temmuz’da millet, iradesini temsil eden meclisine ve cumhurbaşkanına sahip çıkmış, meclisi ve cumhurbaşkanı da dirayetle bu güvenin hakkını vermiştir.

***

Bu millet-devlet birlikteliği, 15 Temmuz 2016’dan bugüne Türkiye’nin vizyonunu değiştirdi.

Yeni Türkiye Vizyonu, milli birliği arkasına alarak silahlı, sivil güçlerini, insan kaynaklarını, milli imkanlarını, teknoloji kabiliyetlerini, güvenlik ve refah hedefiyle yeniden yapılandırdı.

Terörün içeride bitirilmesi, sınır ötesinde durdurulması, beslenme kaynaklarını askeri, istihbari, diplomatik ve siyasi liderlik gücüyle kesmesi ancak böyle mümkün oldu.

***

Ancak, darbe ya da terör, tüm saldırılar son tahlilde Türkiye’nin milli birliğine yönelik olmuştur ve bunu önlemek de milli birliği güçlendirmekle başlar.

Bugün Türkiye’nin, terörle mücadelede yurtiçinde ve bölgesinde sağladığı ezici başarılara rağmen, nihai çözüm olarak ‘milli birliği güçlendirme’ süreci başlatmasının nedeni de budur.

Cumhurbaşkanı İttifakı’nın ikinci büyük partisi MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olumlu iradesi ile yeni dönemin ilk adımı atıldı.

Terör örgütü PKK’nın kurucu elebaşı Abdullah Öcalan, hükümlü bulunduğu cezaevinden “Türkiye’ye yönelik bölücü siyasi hedefleri (her türlü özerklik de dahil) ortadan kaldırdığını” ilan etti ve örgütüne “kendini feshetme, silah bırakma” çağrısı yaptı.

Bu mesajlar, TBMM’de temsil edilen DEM Parti üzerinden verildi.

PKK kendini feshettiğini açıkladı ve silahları sembolik de olsa ‘yaktı’…

Hemen ardından, TBMM Başkanı Prof. Numan Kurtulmuş’un inisiyatifiyle “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu.

***

Terör örgütü bütün silahları bırakacak mı? Suriye tarafında YPG/SDG PKK’nın Suriye kolu ve silahlı güçleri zaten orada, Öcalan’ın çağrısı onları da kapsamıyor mu; onlar ne yapacak?

YPG/SDG’deki Türkiye vatandaşı militanlar ne olacak?

Kendini feshetmiş, silah bırakmış ve bölücü siyasi hedeflerinden vazgeçmiş bir örgütün üyesi/militanı olmaktan yargılanan, tutuklu veya hükümlü olanların hukuki durumu ne olacak, hepsi serbest mi kalacak?

Türkiye veya Suriye içinde ‘gelecekte bölücü ve silahlı örgütlenmeye dönüşebilecek’ yapılanma tehdidi yok mu?

Terörle mücadelede verdiği her bir şehit için aynı acıyı onbinlerce kez yaşayan millet buna ne diyecek?

Milletin bilgilendirilmesi, görüş ve değerlendirmelerinin dikkate alınması nasıl sağlanacak?

***

Bunlar makul ve meşru sorular.

Bu soruların tartışılacağı yer de TBMM…

Milletin her kesiminin temsilcileri devlet ve hükümet kurumlarının çalışmalarını dinleyecek, tartışacak, millete anlatacak, görüşlerini alacak ve mümkünse ‘azami müşterek’te buluşacak.

Ve nihai kararı yine TBMM verecek.

Hükümet uygulayacak.

Devlet kararı haline gelecek.

***

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bir ‘ön siyasi komisyon’.

TBMM Genel Kurulu’nun veya yasama çalışmalarını yapan TBMM komisyonlarının yerine geçen bir komisyon değil.

Yani ne ‘göstermelik’ bir komisyon ne de TBMM’nin yerini yerini alacak bir komisyon.

Yukarıda sözünü ettiğim soruları tartışarak, TBMM’ye olgunlaşmış bir siyasi uzlaşma taşıması için kuruldu.

O uzlaşma yasa düzenlemeleri haline gelecekse, yine Meclis komisyonlarından geçecek ve Genel Kurul’da yasalaşacak. Ama bir siyasi uzlaşı ile gelecek….

Konunun sadece terörsüz Türkiye değil, ‘milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasiyi ilerletmek’ olması, bu özel durumu haklı ve gerekli kılıyor.

***

O yüzden üye sayısı geniş (51) tutuldu, TBMM’de tek milletvekili ile temsil edilen partiler de katıldı. Sadece İYİ Parti üye vermedi.

Komisyon TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında şimdiye kadar 7 kez toplandı.

Şehit yakınları, gaziler, Diyarbakır’da çocuklarını örgütün elinden kurtarmaya çabalayan anneler, bugüne kadar örgütün siyasi kanatlarının desteğini alan Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri diye bilinen gruplar, Barolar Birliği, 10 ilin baro başkanları komisyonda görüşlerini anlattı.

En son önceki TBMM başkanları deneyim ve görüşlerini paylaştı.

İş dünyası, sendikalar, akademisyenler ve çatışma çözümü alanında uzman isimler de davet edilecek.

***

Toplantılara katılan meslektaşlarıma ve bazı partilerden üyelere izlenimlerini sordum.

Önce olumlu gözlemlerini aktardılar:

İlk toplantılarda usul ve esaslara ilişkin kararlar ‘ittifakla’ alındı, bu işin doğru başladığını gösteriyor.

Komisyonun adı, takvimi, davet edilecek kişi ve kuruluşların temsilcileri;

Toplantıların ve genel kararların salt çoğunlukla, kanun teklifi öneri kararlarının ise nitelikli çoğunlukla (beşte üç) alınması;

Bazı toplantıların kapalı yapılması kararlarını bu kapsamda saydılar.

Örneğin, MİT Başkanı, Milli Savunma ve İçişleri bakanları kapalı oturumda dinlendi ve sonrasında bazı üyelerden, “dinlediklerimiz, toplantıyı kapalı yapmakla doğru karar verdiğimizi gösterdi” anlamında olumlu geri bildirimler oldu.

Hem üyeler hem davet edilenler özgürce konuştu, kimi eteklerindeki taşları döktü. Ama daha önemlisi, başka bir ortamda bazı sözlere tahammül göstermeyecek karşı siyasi görüşteki üyeler bile komisyonda konuşulanlara tepki göstermedi, dinledi, not aldı. Sonuçta her görüş değil, ortak kabul gören görüşler sonuçta uzlaşmanın konusu olacak.

Açık toplantılara bütün gazeteciler hiçbir akreditasyon kısıtlaması olmadan katılabiliyor, tüm konuşmaları yayınlayabiliyorlar.

***

Olumsuz gözlemlerini de aktardılar:

İYİ Parti’nin komisyona üye vermemesi eksiklik yarattı, ancak parti açısından doğru olmadı.

Kimi üyeler ve davetliler, komisyonun kapsamı dışındaki konuları gündeme getirmeye çalıştı.

CHP’li üyeler, rüşvet ve irtikap soruşturmalarında tutuklanan İBB Başkanı gibi isimlerin de dinlenmesini talep etti.

Benzer şekilde DEM Partili üyelerin Öcalan’ın dinlenmesi talebi ve Kürtçe konusundaki bazı talep ve tepkileri oldu.

Bazı üye ve davetliler, bu toplantıları kendi siyasi kitlelerine mesaj amaçlı söylemlerde bulunma zemini olarak görme eğiliminde.

Ancak bunların genel kabul görmemesi ve tarafların da ısrarcı olmaması, ciddi tartışmaların çıkmamasını sağladı.

***

İlk 7 toplantıda TBMM Başkanı Kurtulmuş’un konuşmalarıyla ortaya koyduğu çerçeve ve hedefler, üyelerin ve davetlilerin konuşmaları komisyonun amacına uygun ilerlediğini gösteriyor.

Komisyondan çıkacak sonuçlar kadar, toplantılar sırasında takınılan tutumlar, konuşulanlar, tartışmalar da millet için ‘her şeyi görebilecekleri’ bir siyasi manzara oluşturuyor. Komisyona üye vermemeyi de, davet edildiği halde katılmamayı da millet değerlendirecek.

Eteklerindeki taşları dökenleri de, geçmişin ve geleceğin analizini yapanları, somut öneriler ortaya koyanları da değerlendirecek.

Her konuşma ‘engelsiz’ ve ‘sabırla’ dinlenecek ama “Türkiye’nin milli birliğine katkı sağlayıp sağlamadığı” süzgecinden geçecek.

Çünkü dünyanın geleceğinde, Türkiye’nin yeni konumunu, “ülkesi ve bölgesinde güvenlik ve refahı sağlayacak liderliği alıp almayacağı” belirleyecek.

Eğer Türkiye bu liderliği gösterecekse, “ortak değer ve hedeflerde milli birliğini güçlendirdiği kadar” gösterecek.

Darbelere geçit vermeyen Türkiye’nin teröre de fırsat vermeyecek konuma gelmesi, ‘Türkiye Yüzyılı’nın en önemli yol temizliği olacak. Mustafa Kartoğlu / Akşam gazetesi

selyus