Gencecik dünyalar güzeli bir masum beden daha hayattan koparıldı…
Ülkeler sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel birçok sorunlarla karşılaşabilir… Bu sorunları kısa ve uzun vadede çözüme kavuşturmak mümkündür. Lâkin Ülkemizin geleceği olan gençlerimizi, aileden başlayarak, çevresinde ve okul hayatında topluma, insanlara ve ülkesine faydalı bir birey olarak yetiştiremezsek, hem çocuklarımız hem de Ülkemizin geleceği yok olur…
Yasaklı maddeler ve çeşitli kötü alışkanlıklarla daha ilk ve ortaokul çağlarında tanışıyor çocuklarımız… Bununla ilgili ciddi anlamda hiçbir önlem alınmadığına şahit oluyoruz. Zira ciddi manada önlem alınmış olsaydı, bu kadar sıklıkla bu hiçbirlarla karşılaşmazdık… Onbeş yaşından küçük olduğundan ceza ya verilmez veya kısa bir cezayla sokağa salınır. Ceza evinden çıkan çocuk, dışarıdaki arkadaş çevresi tarafından adam öldürmüş adam yaralamış kabadayı havasıyla karşılanır ve ona saygı duyulur. Bu şekilde çeteleşmeler başlar. Sonuç yine hayattan koparılan canlar…
Avrupa uyum yasaları çerçevesinde 2002 yılında çıkarılan uyum yasaları, Türk aile yapısına uygun olmadığından bugün yaşanan hadiseler bunun bir sonucudur.
Bu yasalarla birlikte ana baba evladına bağırmaz, dövemez. Bağırır yada döverse, şikayet halinde ana baba cezalandırılır…
Anne babanın, evladını yetiştirmesine müdahale ederek daha çocuk yaşta çocuğa istediği özgürlüğü tanıyan bu yasa, ancak çocuklarımızı sokak çocuğu, psikopat olarak yetiştirmekten başka ne işe yarar…
Avrupa Birliğine girebilmemiz için bize dayatılan yasalar ne inancımıza ne gelenek göreneğimize ne de Türk aile yapısına uygun değildir.
Bir milleti millet yapan;
Tarihi, kültürü, dini, dili, gelenek ve görenekleridir.
Bizim gücümüzü, birlik ve bütünlüğümüzü ancak bu bağlarımızdan koparmakla mümkündür…
Yamalı bohça olan yasalarımız maalesef, 1924 anayasasından tutun, 1960 ihtilali, 1971 muhtırası, 12Eylül askeri darbelerin oluşturduğu yasalarla yönetiliyor olmamız yetmemiş gibi, Medeni Kanun’umuzu İsviçre’den, Ceza Kanunu’muzu İtalya’dan, İdare Hukuk’umuzu Fransa’dan alarak bugüne kadar kendi anayasasını yapamamış bir milletiz.
Hal böyle olunca da iktidarlar ihtiyaç duydukları yasaları, kanun hükmündeki kararnamelerle çözüme kavuşturmaya çalışıyorlar…
Sonuç olarak insanın en önemli haklarından biri olan can emniyetidir.
Can güvenliğinin olmadığı bir ülkede huzurdan bahsetmek mümkün değildir.
Başka ülkelerin ülkemize yönelik saldırılarına karşı, Ülkemizin emniyet ve güvenliği için atılan adımları takdir ve gururla karşılarken, iç güvenlik için de yasal her türlü tedbirlerin en kısa zamanda Hükümet ve muhalefetiyle meclis gündemine alınarak yasalaşmasını bekliyoruz. Öldürenin kesinlikle cezalandırılmasının caydırıcılığı olması, dışarı çıkınca kabadayı değil, boynu bükük suçluluk duygusunu taşıyor olması gerekmektedir…
Milletimizin bu beklentisini en kısa zamanda duyarlı bir Milletvekilimizin meclise önerge vererek, meclis gündemine taşımasını ve kanunlaşmasını bekliyoruz.
Selam ve dua ile. (İlhami Günaydın)



