Veli DALBUDAK

Selam Olsun

BUGÜN İÇİNE GİRMEYE ZAMAN KALMADI

Ormanın içi başka dışı başkadır. Karşıdan baktığınızda hayranlıkla izlediğiniz bir Monet tablosu gibidir. Anlarsınız ki ressam büyük renk uyumunu doğa

BUGÜN İÇİNE GİRMEYE ZAMAN KALMADI

Kalabalık bir metropolde, canhıraş koşuşturmaların içinden kafamı kaldırabildiğimde, ciğerlerimi en ücra köşelerine kadar tertemiz hava ile doldurabilmenin, ruhumu sessiz ve dingin ortamda dinlendirebilmenin yollarını ararım. Bazen masmavi enginliklere doğru kulaç attığım bir deniz kenarında, bazen de renk cümbüşünün gönlümü coşturduğu büyülü bir orman manzarasının önünde bulurum kendimi. Önce, büyük manzarayı doyasıya seyrederim. Güya nefes almaya kaçmışımdır ama nefesimi kesecek kadar olağanüstü manzaralara şahit olurum. Sonra nefes almayı hatırlar ve ormanın içlerine doğru yürürüm.

Ormanın içi başka dışı başkadır. Karşıdan baktığınızda hayranlıkla izlediğiniz bir Monet tablosu gibidir. Anlarsınız ki ressam büyük renk uyumunu doğadan almıştır. Ve yine anlarsınız ki, Goethe’nin dediği gibi sanatçıyı yetiştiren doğanın ta kendisidir. Hatta emziren, besleyen, büyüten; kuştur, ağaçtır, denizdir, ormandır, toprağın kokusudur.

Tabiat en büyük sanat eseridir. Bütün sanatçılar O en kusursuz sanatçıyı takip eder. Gönülden gelen notalar, yürekten kabaran renk renk fırçalar, kalpten taşan tiradlar, ruhtan fışkıran mısralar yakalar ancak ilahi ışığı. Ve o ışık aydınlatır kararmış menzilleri. Aydınlanınca yollar kim tutabilir gemileri.

Bir güzellik görünce içim titrer. Bunun iki sebebi var. Birincisi, güzelliği korumanın zorluğunun getirdiği titreme, ikincisi ardındaki sanatçıya hayranlığın getirdiği tedirginlik. Sıradanı, vasatı yakalamak ne fazla bir emek gerektirir ne de fazladan bir yaratıcılık. Yüzlerce yıl önce yazılmış bir şiir, asırlar önce bestelenmiş bir eser, çok eski medeniyetlerde yapılmış bir tablo bu günlerde insanlara güzel duygular yaşatıyor ve hayranlık uyandırıyorsa altında olağanüstü beyin ve gönül titremeleri vardır. Bunu hissettiğimde ben nasıl titremeyeyim. Bu aslında Anadolu insanımın söylediği gönül telinin titremesidir. Tabiattaki muhteşem güzellikler kaçımızın gönlünü titretmez. Güzel bir yazı okumaya göreyim yazının dünyasına dalar giderim. Ruhum anlatılan yerlere gider dolaşır. Bulunduğum mekandan koparım. Yazı bittiğinde nerede olduğumu sorguladığım zamanlar çoktur. Güzel bir tabloyu izlerken eğer kafam net ve berrak ise önümde yeni ufuklar açıldığını görürüm. Derinlikli bir resimden renklerin dünyasını harflerin dünyasına aktarabilirim. Bir resimden bazen bir hikaye bazen bir öykü en azından küçük bir yazı çıkabilir. Bu bana iki kere mutluluk verir; öncelikle resmin havasını yakalama keyfi, sonra da bu havayı yazıya aktarmanın şevki.

Güzel bir orman manzarası beni nerelere getirdi. Ormanın içi başka dışı başka diye başlamıştık yazıya. Dışarıdan, uzaktan görünen büyük ressamın fırçasından çıkmış rengarenk orman manzarasının büyüleyici hâli ruhumu güzel düşlerde gezdirdi. Güya ormanın içine dair güzellikleri, duygu ve düşünceleri de anlatacaktım. Ama bugün içine girmeye zaman kalmadı. Olsun bu da güzel bir şey değil mi?

Veli DALBUDAK

İlginizi çekebilir

İstanbul’da Günlük Yaşam

İstanbul’da Günlük Yaşam

selyus